Otizm Nedir ve Tedavisi Var Mıdır?

Otizm İçin Özel Eğitim Gerekli mi?

Otizm bir hastalık değildir. Beynin işleyiş yapısındaki farklılıklardan kaynaklanan nörogelişimsel bir durumdur. Otizm Spektrum Bozukluğu doğuştan ya da yaşamın ilk yıllarında ortaya çıkabilir.

Erken tanı ve uygun eğitim desteği, otizmli bireylerin gelişimsel potansiyellerinin desteklenmesinde önemli bir yere sahiptir.

Otizm Nedir?

Otizm Spektrum Bozukluğu doğuştan ya da yaşamın ilk yıllarında ortaya çıkan nörogelişimsel bir durumdur. Kesin nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte, genetik ve çevresel faktörlerin önemli rol oynadığı kabul edilmektedir.

Henüz otizmi tamamen ortadan kaldıracak bir tedavi yöntemi bulunmamaktadır. Ancak erken tanıyla birlikte başlanan yoğun özel eğitim ve gerekli desteklerle bireylerin sosyal becerilerini geliştirmeleri, bağımsız yaşam becerileri kazanmaları ve potansiyellerini geliştirmeleri desteklenebilir.

Otizmin Özellikleri Nelerdir?

Otizmden etkilenen bireylerde sosyal iletişim ve etkileşim alanında farklılıklar görülebilir. Göz teması kurmakta zorlanma, duyguları anlama ve ifade etmede güçlük, akranlarıyla oyun kurma veya sohbet başlatmada zorlanma gibi özellikler görülebilir.

  • Sosyal iletişim ve etkileşimde güçlük
  • Göz teması kurmakta zorlanma
  • Duyguları anlama ve ifade etmede güçlük
  • Akranlarla oyun kurma ve sohbet başlatmada zorlanma
  • Tekrarlayan davranışlar
  • Rutinlere yoğun bağlılık
  • Belirli nesnelere veya ilgi alanlarına yoğun ilgi
  • Ses, ışık, doku, tat veya koku gibi duyusal uyaranlara karşı farklı hassasiyetler

Otizm İçin Özel Eğitim Gerekli mi?

Otizm için herkese uygulanan tek bir tedavi yöntemi bulunmamaktadır. Bununla birlikte özel eğitim ve bireyselleştirilmiş destekler, otizmli bireylerin gelişimlerini desteklemede önemli bir yere sahiptir.

Özel eğitimde amaç; bireyin iletişim, sosyal etkileşim, bilişsel beceriler ve günlük yaşam becerilerini desteklemek ve bağımsızlığını artırmaktır.

Otizm Bir Zihinsel Engel Midir?

Otizm, tek başına zihinsel engel anlamına gelmez. Otizmli bireylerin bilişsel özellikleri ve gelişim düzeyleri birbirinden farklı olabilir.

Bazı bireyler eğitim ve desteklerle önemli gelişmeler gösterebilirken bazı bireyler yaşamları boyunca farklı düzeylerde desteğe ihtiyaç duyabilir.

OTİZMDEN DEĞİL, GEÇ KALMAKTAN KORKUN…

Ailelerin otizm belirtilerini fark ettiklerinde vakit kaybetmeden uzman değerlendirmesine başvurması önemlidir.

Belirtiler gözlemlendiğinde çocuk psikiyatristi, çocuk nörolojisi veya gelişim alanında yetkin sağlık profesyonellerinden değerlendirme alınmalıdır.

Tanı ve değerlendirme sürecinin ardından çocuğun ihtiyaçlarına uygun bir eğitim ve destek planı oluşturulabilir.

ANLESS Çok Yönlü Otizm Eğitim Programı

ANLESS Çok Yönlü Otizm Eğitim Programı ile Çocuklar Hayata Hazırlanır…

ANLESS Çok Yönlü Otizm Programı, bireylerin eğitim, spor, sanat, iletişim ve sosyalleşme becerilerini desteklemeye yönelik çok yönlü bir eğitim yaklaşımıdır.

Program kapsamında bahçe terapi, spor, sanat, ABA temelli akademik eğitim ve doğal hayata adaptasyon çalışmalarına yer verilir.

ABA Terapi ANLESS'te de Uygulanır

ANLESS Çok Yönlü Otizm Eğitim Programı; bireylerin doğal hayatın içinde bahçe terapi, spor, sanat, ABA temelli akademik eğitim, iletişim ve sosyalleşme becerilerini özel materyaller ile geliştirmeye yönelik bir yaşam sistemidir.

ANLESS Eğitim Programı Nasıl Uygulanır?

ANLESS Çok Yönlü Otizm Eğitim Programı'nda özel olarak hazırlanmış değerlendirme formlarıyla bireyin eğitsel programı oluşturulur.

Akademik eğitimin yanı sıra doğal hayata adaptasyon çalışmaları yapılır. Yaşam atölyelerinde görsel ve işitsel algıyı geliştirmeye yönelik çalışmalara çocuklar hazırlanır.

ANLESS için özel geliştirilmiş kitap ve materyallerle bireyin zihinsel faaliyetlerinin desteklenmesi amaçlanır.

ANLESS OTİZM'de Uygulamalı Davranış Analizi (ABA) ile fırsat temelli öğretim yöntemlerinden yararlanılır.

ANLESS'de bilişsel gelişim aşamalarına uygun kitap ve materyallerin yanı sıra iletişim becerilerini güçlendirmek amacıyla interaktif hikâye ve masal serilerinden yararlanılır.

ANLESS'de duyu bütünleme çalışmaları özel olarak hazırlanmış doğal ortamda gerçekleştirilir.

Zengin işitsel ve görsel uyaranlar eşliğinde bireyin dünyayı mümkün olduğunca doğal bir biçimde algılayıp öğrenmesinin desteklenmesi amaçlanır.

Otizmin Belirtileri Nelerdir?

Gelişim sürecinde bazı belirtiler ailelerin dikkatini çekebilir. Örneğin bebeğiniz 6 ayı geçtiği halde gülümsemiyorsa, 12 ayı geçtiği halde sesler çıkarmıyorsa veya iletişim amaçlı hareketler yapmıyorsa, gelişimsel değerlendirme için bir uzmana başvurmak önemlidir.

16 ayı geçtiği halde tek bir sözcük söylememesi, 24 ayı geçtiği halde basit sözcük veya cümleler kurmaması ya da kazanılmış becerilerinde gerileme görülmesi durumunda çocuk nörolojisi veya çocuk psikiyatrisi uzmanından değerlendirme alınmalıdır.

  • Gelişimsel basamaklarda belirgin gecikmeler
  • İletişim kurmakta güçlük
  • Kazanılmış becerilerde gerileme
  • Sosyal etkileşimde farklılıklar

Aileler Ne Yapmalı?

Aileler yukarıda anlatılan özellikleri fark ettiklerinde paniğe kapılmamalıdır. Erken değerlendirme ve uygun eğitim desteği, gelişimsel ihtiyaçların belirlenmesi açısından önemlidir.

Unutmayın; otizmden değil, geç kalmaktan korkmalıyız.

Tıbbi olarak çocuğunuzun değerlendirme ve tanı süreci tamamlandıktan sonra, ihtiyaçlarına uygun özel eğitim desteğinin planlanması önemlidir.

Merkezimizde çocuğun durumuna ve ihtiyaçlarına uygun program hazırlanır. Aynı zamanda ANLESS Çok Yönlü Otizm Eğitim Programı'ndan faydalanan ailelere yönelik destekleyici bilgilendirme çalışmaları yapılır.

Ailelerin Yaşadığı Duygusal Süreç

Beklenmeyen bu tip sorunlarla yüzleşen ailelerin ilk evrede şok yaşaması normaldir.

Yaşanılan ilk şokun ardından reddetme, öfke, üzüntü, inkâr, suçluluk, korku, merak ve kaygı gibi farklı duygular ortaya çıkabilir.

Bu süreçte ailelerin yaşadıkları duyguları kabul ederek doğru bilgi ve uzman desteğine ulaşabilmeleri önemlidir.

Bilinçli ve zamanında hareket edilmesi, çocuğun ihtiyaçlarına uygun eğitim ve desteklerin planlanmasına yardımcı olabilir.

ANLESS İLE ÇOCUKLAR HAYATA HAZIRLANIR…

Özel Öğrenme Güçlüğü Nedir?

Özel Öğrenme Güçlüğünün Belirtileri Nedir?

Her çocuğun öğrenme seviyesi farklıdır. Kimileri yeni bilgiyi öğrenmekte, anlamakta ve transfer etmekte zorlanırken kimileri de akranlarına göre daha hızlı öğrenir. Burada özel öğrenme güçlüğü yaşayan çocukların özelliklerini ve öğrenme şekillerini anlamak önemlidir.

Günümüzde “Özel Öğrenme Güçlüğü” olarak tanımlanan ve “nörogelişimsel bozukluk” olarak değerlendirilen durumla ilgili çocukların ihtiyaçlarına uygun eğitim desteği büyük önem taşır. Özel Öğrenme Güçlüğünün genetik ve çevresel faktörlerle ilişkili olduğu düşünülmektedir.

Çocuklarda küçük yaşlarda fark edilebilen bu durum nedeniyle; hecelemede, okuduklarını anlamada, düşüncelerini yazmada, matematik problemlerini çözmede, bilgiyi hafızada tutmada, zamanı yönetip organizasyon yapabilmede, görsel ve işitsel konuları anlamada ve motor becerilerde çeşitli güçlükler yaşanabilir.

Bu belirtiler fark edildiğinde göz ardı edilmemeli ve çocuğun ihtiyaçlarına uygun eğitim desteği değerlendirilmelidir. Erken dönemde destek sağlanması, çocuğun eğitim hayatını ve günlük yaşam becerilerini geliştirmesine yardımcı olabilir.

HER ÇOCUĞUN ÖĞRENME ŞEKLİ FARKLIDIR

Özel Öğrenme Güçlüğü çocuklarda sıklıkla fark edilen bir durumdur. Ancak her çocuğun öğrenme şekli farklıdır. Uygulanan değerlendirme ve testlerde farklı alanlarda birbirinden farklı sonuçlar görülebilir.

Örneğin bazı çocuklarda matematik ve mantık alanları daha güçlü olabilirken, sözel alanda daha fazla desteğe ihtiyaç duyulabilir. Diğer belirtiler de değerlendirilerek çocuğun hangi alanlarda desteğe ihtiyaç duyduğu belirlenebilir.

Detaylı değerlendirmelerde disleksi, diskalkuli, disgrafi ve dispraksi gibi farklı öğrenme güçlükleriyle ilişkili özellikler incelenebilir. Burada önemli olan, güçlüğün mümkün olduğunca erken fark edilmesi ve uygun eğitim desteğinin planlanmasıdır.

Çocukta Özel Öğrenme Güçlüğü Olduğu Nasıl Anlaşılır?

Çocukta normalin üzerinde bir sakarlık, düz çizgiyi takip etmekte zorlanma veya denge problemleri görülebilir. Okul öncesi dönemde bazı kavramları öğrenme ve kullanma konusunda yaşıtlarından farklılıklar ortaya çıkabilir.

Özel Öğrenme Güçlüğü anaokulu döneminde fark edilmediyse, çocuk ilkokula başladığında okuma-yazma, matematik ve kendini ifade etme alanlarında yaşadığı güçlükler daha belirgin hale gelebilir.

Zamanında destek sağlanmadığında çocuğun okul hayatına yönelik kaygıları artabilir ve öğrenmeye karşı isteksizlik gelişebilir. Bu nedenle öğrenmeyle ilgili sorunların ileri yaşlara taşınmadan değerlendirilmesi önemlidir.

AİLELER SÜRECİ NASIL YÖNETMELİ?

Ailenin Özel Öğrenme Güçlüğü şüphesiyle getirdiği çocuğa, eğitsel değerlendirmeler ve uygun testler uygulanabilir. Değerlendirme sonuçlarına göre çocuğun eğitsel durumu belirlenir ve ihtiyaçlarına uygun bir destek programı hazırlanır.

Program içerisinde eğitsel, sosyal ve psikolojik destek ile aile danışmanlığı gibi çalışmalar yer alabilir. Çocuğun seviyesine göre okul başarısını desteklemeye veya bilişsel becerilerini güçlendirmeye yönelik çalışmalar planlanabilir.

Özel Öğrenme Güçlüğünün farklı türleri ve özellikleri bulunmaktadır. Bunlardan bazıları şunlardır:

Disleksi: Okuma, kelimeleri doğru ve akıcı biçimde tanıma ve yazılı dili kullanma alanlarında güçlüklerle ilişkilidir.

Dispraksi: Motor beceriler, hareket planlama ve el-göz koordinasyonu alanlarında yaşanan güçlüklerle ilişkilidir.

Diskalkuli: Matematik, sayılar ve matematiksel kavramları öğrenme alanlarında yaşanan güçlüklerle ilişkilidir.

Disgrafi: Yazı yazma, harfleri oluşturma, kalem kullanma ve yazılı ifade becerilerinde yaşanan güçlüklerle ilişkilidir.

Her çocuk farklı özelliklere sahip olduğundan, doğru değerlendirme yapılarak çocuğun ihtiyaçlarına uygun bir eğitim programının oluşturulması büyük önem taşır.

Çocuklarda Tuvalet Eğitimi Nasıl Verilir?

Özel Çocuklarda Tuvalet Eğitiminde Nelere Dikkat Edilir?

Çocuklarda tuvalet eğitimine genellikle 18 aylıktan sonra başlanır. Üç yaşına değin de bu eğitim tamamlanır. Ancak özel gereksinimli çocuklarda gelişim özellikleri dikkate alınarak daha farklı bir tuvalet eğitimi verilir.

Çocuğunuza tuvalet eğitimi kazandırdığınız dönemlerde sabırlı ve dikkatli olmalısınız. Bu süreç tamamen çocuğun hazır olup olmamasıyla ilgilidir. Çocuğun gelişimini gözlemlemek ve doğru zamanda başlamak eğitim sürecinin daha sağlıklı ilerlemesine yardımcı olur.

Çocuğunuza tuvalet eğitimi kazandırdığınız dönemlerde sabırlı ve dikkatli olmalısınız. Çünkü tuvalet eğitim sürecini yöneten siz değilsiniz. Bu dönem tamamen bebeğinizin hazır olup olmamasıyla ilgilidir. Eğer bebeğiniz hâlâ tuvalet eğitimi almadıysa ve bir yaşını geçtiyse özellikle yaz aylarını buna ayırın. Bebeğinize bezi bıraktırmanın keyfini yaşayın.

Peki çocuğunuzun tuvalet eğitimine hazır olup olmadığını bu sürede nasıl anlayabilirsiniz?

Çok kolay. Özellikle 18 aydan sonra bebeğinizi daha dikkatli takip edip gözlemleyeceksiniz. Çocuğunuz tuvalet ihtiyacını ifade edebiliyorsa, bezini uzun süre kuru tutabiliyorsa, lazımlığa gidip, oturup kalkıyor veya başka şekillerde ilgisini gösteriyorsa artık tuvalet eğitimine başlamanın zamanı gelmiş demektir.

Tuvalet eğitimine başlamanın en önemli ön koşulu, çocuğun gerekli kas ve mesane olgunluğuna ulaşmış olmasıdır. Normal gelişim gösteren bir çocuk tuvalet eğitimine hazır olduğunu genellikle belli eder.

Çocuk tuvaletini yaptıktan sonra bezinin en az yarım saat kuru kalması gerekmektedir.

Eğitime başlamadan önce bezi çıkartılmalı. En az 3 ya da 4 gün çocuğun kaka ve çiş saatleri gözlenmeli. Saatleri belirledikten sonra tuvalet eğitimine başlanabilir. Çiş ve kaka saatlerinin belirlenmesi çocuğun sürekli kontrol edilmesini engeller. Tuvalet saatini bildiğiniz için çocuğunuzun gizli yerlere kaka veya çişini yapması gibi olumsuz durumları da yaşamamış olursunuz.

Tuvalet eğitimine başlandığında çocuğun sıvı alımının azaltılmasına dikkat edilmeli. Ayrıca bu sürecin tutarlı bir şekilde devam ettirilmesi, gece/gündüz ayrımı yapılmadan odaklanılması önemlidir. Bu sırada anne babanın model olması, tuvalet eğitimi ile ilgili animasyon izletilmesi ve hikâye okunması çocuğun motivasyonunu destekleyecektir.

Bütün bunlara rağmen çocuk inatlaşıyorsa baskı yapmayın. Bir süre ara verip tekrar denemelisiniz.

ADIM ADIM TUVALET EĞİTİMİ…

Hazırlık: Çocukla birlikte lazımlık seçin, kolay çıkarılabilen kıyafetler giydirin. Lazımlığın işlevini anlaması için kaka ve çişli bezini atın.

Alıştırma: Çocuğu belirlediğiniz düzenli aralıklarla 3-5 dakika lazımlığa oturtun.

İletişim: "Çiş", "kaka" gibi kelimeleri öğretin. Tuvaletini yaptığında ödüllendirin, kaçırdığında sinirlenmeyin.

Gece Eğitimi: Önce gündüz tuvalet eğitimini kazandırın. Daha sonra gece rutinini oluşturun ve çocuğunuzun gelişimine uygun şekilde ilerleyin.

Beklenen Sonuç: Tuvalet eğitiminin süresi çocuktan çocuğa değişebilir. Sabırlı, tutarlı ve çocuğun gelişim düzeyine uygun bir yaklaşım benimsenmelidir.

DEHB Nedir? Belirtileri Nasıl Anlaşılır?

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu Sorunuyla Nasıl Baş Edilir?

Çocuklarda “DEHB” olarak bilinen Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu yaygın görülen sorunların başında gelmektedir. Kısaca “DEHB” olarak adlandırılan problemin değişik sebepleri vardır. Doğru tedavi ve eğitim yöntemleriyle sorun yönetilebilir.

DEHB; çocuklarda odaklanamamaya, aşırı hareketli olmaya, düşünmeden hareket etmeye ve dürtüsel davranışlar sergilemeye neden olabilen nörogelişimsel bir durumdur.

Günümüzde çocuklar arasında yaygın olan Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu yani DEHB'in ortaya çıkmasında birçok farklı faktör rol oynayabilir. Erken yaşta fark edilmesi ve uygun desteklerin başlanması, çocuğun günlük yaşam ve eğitim becerilerini geliştirmesine yardımcı olabilir.

Belli Başlı Belirtileri Nelerdir?

Çocuğunuz gereksiz yere sağa sola koşturup sürekli hareket halindeyse, gereğinden fazla konuşuyorsa, sakin bir şekilde kalamayıp sürekli el ve ayaklarını oynatıyorsa, çabuk sıkılıyorsa, sürekli unutuyorsa, odaklanmakta zorlanıyorsa, anlatılanları dinlemekte güçlük çekiyorsa veya zihni zorlayan konulardan kaçınıyorsa dikkat edilmesi gerekir.

Düşünmeden yapılan ani hareketler ve dürtüsellik de belirtiler arasında yer alabilir. Hiperaktivite olmadan; sessiz, çekingen, kendi halinde, yavaş ve dalgın çocuklarda da dikkat eksikliği görülebilir.

DEHB Neden Yaygınlaştı?

Dikkat dağınıklığı ve hiperaktivite yalnızca ülkemizde değil, dünyanın birçok yerinde çocuklar ve yetişkinler arasında görülebilmektedir. Soruna neden olan faktörler çeşitli olabilir.

Genetik yatkınlık, yaşam alışkanlıkları ve bazı psikolojik etkenler değerlendirilmesi gereken faktörler arasındadır. Çocukta dikkat eksikliği veya hiperaktivite belirtileri gözlemlendiğinde uzman değerlendirmesi ve uygun destek önemlidir.

DEHB İle Nasıl Baş Edilir?

DEHB tamamen ortadan kaldırılması gereken bir durumdan ziyade, uygun yöntemlerle yönetilmesi ve çocuğun yaşam kalitesinin desteklenmesi gereken bir durumdur.

Düzenli uyku, dengeli beslenme, spor, hobiler ve sosyal çevrenin desteklenmesi günlük yaşamın düzenlenmesine yardımcı olabilir. Günlük işleri listelemek ve hatırlatıcılar kullanmak da planlama becerilerini destekleyebilir.

Gerektiğinde tıbbi değerlendirme, psikolojik destek ve özel eğitim çalışmaları birlikte yürütülebilir. Aile, okul ve uzmanlar arasındaki iş birliği sürecin daha sağlıklı ilerlemesine katkı sağlar.

Özel Eğitim ve DEHB

Hiperaktivite ve dikkat dağınıklığına sebep olan faktörlerin doğru değerlendirilmesine özen gösterilir. Çocuğun ihtiyacına göre görsel, işitsel ve dokunsal algı çalışmalarına ağırlık verilebilir.

Çocuğun bilgiyi işleme süreçlerine ve dikkat süresini geliştirmeye yönelik çalışmalar yapılır. Problem çözme becerilerinin geliştirilmesi, sabır ve dikkat becerilerinin desteklenmesi hedeflenir.

Özel eğitimde her çocuğun öğrenme şeklinin farklı olduğu göz önünde bulundurulur. Standart bir program yerine çocuğun ihtiyaçlarına uygun bireysel bir eğitim programı oluşturulması önemlidir.

Aile, okul ve gerektiğinde takip eden uzmanlarla iş birliği içerisinde yürütülen çalışmalar sayesinde çocuğun akademik, sosyal ve günlük yaşam becerilerinin desteklenmesi amaçlanır.

Çocuğunuz Okula Hazır mı?

Çocuklar Neden Okula Gitmek İstemez?

Aileler bazen çocuklarının ufak tefek sorunlarını görmezden gelmeyi tercih ederler. Özellikle anaokulu döneminde görmezden gelinen sorunlar, çocuğunuz ilkokula başladığında iyice büyür. Oysa zamanında yapılacak müdahaleler ile çocuğunuz kısa sürede sorunsuz şekilde okula hazırlanabilir.

Çocuk ve aile için çeşitli gelişimsel dönemler bulunur. İlkokula başlamak da aile ve çocuğun hayatındaki kritik eşiklerden birisidir. Çocuk, ilkokula başlamadan önce okuma yazmaya ve okul sürecine hazırlanmalıdır.

Bilinçli şekilde hazırlanan çocuklar ilkokula daha kolay adapte olabilir ve okuma yazma sürecine daha sağlıklı başlayabilir. Okul olgunluğuna hazır olmayan çocuklarda ise sorunlar küçümsenmeyecek kadar önemli olabilir.

Hatta ileride başlayacakları akademik hayatlarını da bu durum olumsuz etkileyebilir. Düşük okul başarısı, öğrenmeye karşı olumsuz tutum, okuldan uzaklaşma ve çeşitli davranışsal problemlerin ortaya çıkması bu süreçte görülebilir.

Ebeveyn ve Çocuk İlişkisi Nasıl Olmalı?

Okul öncesi dönemde kimi çocukların ebeveynlerine bağlılık derecesinin yüksek olması, kimi zaman ise ebeveynlerin çocuklarına karşı hassasiyeti süreci krize dönüştürebilir. Bu süreci ebeveynlerin bilinçli ve doğru bir şekilde yönetmesi önemlidir.

Çocuğun okula gitmek istememesinin nedenleri araştırıldığında farklı nedenler gözlenebilir. Kimi çocuklarda bilişsel yetersizlikler ve başarısız olma kaygısı görülürken, kimilerinde psikolojik kaygılar ön plana çıkabilir.

Çocuğun dışa vurduğu korkuları, kaygıları ve aileye bağımlılığı olabilir. Ya da okul sürecinde yeni bir kardeş doğmuş ve çocuğun evden uzaklaştırıldığı düşüncesi oluşmuş olabilir. Zaman zaman aile de kendi kaygılarını çocuğuna hissettirebilir.

Bazen de fiziki koşullar öne çıkar. Çocuk çok geç saatlere kadar uyumayıp sabah uyanmakta zorlanabilir. Ev ortamının kuralsızlığı, oyuncakların bolluğu, tablet kullanımının sınırsızlığı ve televizyonun fazla izlenmesi gibi durumlar da okul sürecini etkileyebilir.

Çocuğun Okul Korkusu Nasıl Aşılabilir?

Çocuklar okul ile ilgili duygu ve düşüncelerini dile getirdiğinde yargılayıcı ve küçümseyici kelimeler kullanılmamalıdır. Mimiklerimizi olumlu ve sakin bir şekilde çocuklarımıza yansıtmalıyız.

En önemli kaygılardan biri, çocuğun akademik düzeyinin okula uygun olmadığını düşünmesidir. Bu sürecin çocuğun ve ailenin geleceğini olumsuz etkilememesi için önlemler henüz okula başlamadan alınabilir.

Bunun için ailelerin çocuklarının okula başlayacak yeterlilikte olup olmadığını değerlendirmesi gerekir.

Okula Başlayacak Çocuklarda Beklenen Beceriler

Okula başlayacak çocukların ana hatlarıyla aşağıdaki becerilere sahip olması beklenir:

  • Görsel algı ve görsel bellek
  • İşitsel algı ve işitsel bellek
  • Zıt kavram ve konum kavramlarını anlayabilme
  • Olay kartlarını sıralayabilme
  • En az 3 kelimelik cümlelerle konuşabilme
  • Nesneler ile toplama ve çıkarma yapabilme
  • Harflerden oluşan örüntüyü kopya edebilme
  • Yerinde en az 15 dakika oturabilme ve odaklanabilme
  • Ses birimsel farkındalık
  • Basit hikâye dinleyebilme ve sorulara cevap verebilme
  • 1-10 arasındaki rakamları tanıyabilme
  • Harfleri modele bakarak yazabilme
  • Örüntü oluşturabilme
  • Basit resim çizme becerisinin gelişmiş olması

Özel Eğitimde Ne Yapılır?

Çeşitli sebeplerle okul kaygısı taşıyan çocuğa öncelikle “Metropolitan Okul Olgunluk Testi” uygulanabilir. Çocuğun içinde bulunduğu eğitsel performans değerlendirilerek bireysel eğitim profili oluşturulur.

Sonrasında çocuğun düzeyine uygun çalışmalara başlanır. Rakamları tanıma, görsel ve işitsel algı, dikkatini yönetme, bilgiyi işleme gibi bilişsel süreçlere yönelik çalışmalar yapılabilir.

Programlar temel olarak çoklu uyaran sistemine dayalı olarak hazırlanabilir ve çocuğun ihtiyaçlarına göre şekillendirilebilir.

Özel Eğitime Neden İhtiyaç Duyulur?

Bilgiyi işleme hızında, görsel ve işitsel bellekte, dikkati yönetme becerilerinde, öğrenilmiş bilgiyi hafızada tutmada, öğrenilmiş bilgiyi doğru zamanda işleyebilmede veya tepki verme hızında problem yaşayan çocuklar okul sürecinde çeşitli zorluklar yaşayabilir.

Erken dönemde fark edilen bu güçlüklerin uygun şekilde değerlendirilmesi ve çocuğun ihtiyaçlarına yönelik eğitim desteğinin planlanması, okul sürecinin daha sağlıklı ilerlemesine katkı sağlayabilir.